Politik Görüş

Perşembe, 21 Şubat 2019 07:19

Politik Görüş

Ögeyi Oylayın
(41 oy)

Yüce Türk ulusu, bugün sizlere içimden geçen ve sizin üstün bir ırk olduğunuzu şerefle söylememin gururunu taşıyorum.

Bir ulus ki; 100 yıl önce bütün esaret zincirlerini kırmış ve yokluktan var olmuş asil bir ulus.

Gururum çok büyük, çünkü sizin azminiz, sizin kalbinizde taşıdığınız merhametinize ve aklınıza inancım sonsuzdur ve bu inancım çok yakında büyük bir değişime yol açacak.

Geçen yüz yılın insanlığa verdiği gelişimin yıkılışın ve diğer etkenlerin üzerine oluşan olgular, Türkiye Cumhuriyeti’ni zaman zaman sekteye uğratsa bile siz değerli Türk halkı, artık tam anlamı ile özgürlüklerin dünyaya süper güç olarak ilan edileceği bir ülkenin evlatları olarak bu evrene görülmemiş bir imza atacaksınız.

O imza mürekkep yerine kanınız, o imza bu al yıldızlı bayrağın rengi ve gökyüzünde parlayan hilal ayın dünyaya habercisi olarak yakında ilan edilecek.

Asil milletin evlatları, çalışmalarınız sizleri dünyanın konuştuğu ve bir ulusun yeniden yükselişi ile dünya devletleri tarafından en üst düzeyde kabulü ile yeni milletler meclisinin oluşumunda Türkiye Cumhuriyeti’ni bir güneş gibi yeniden dünya üzerinde parlatacaktır.

90 sene önce zamanın yokluğunda ve ülkenin savaş nedeni ile kasasının boş oluşunun etkisi bile olsa sizler yokluktan var ettiniz.

Azminiz görülmemiş bir çalışma ruhu ile paraya değer vermeden bu vatana nice fabrikalar yaptı. O zaman bir hayalim vardı; vatanın dört bir yanını, ülkenin her bir şehrini birbirinden güzel ve karakteri birbirinden farklı şekil ve modern dünya normlarına göre inşa etmek.

Ve bu yeniden yapılanmayı ve üstün azim ve aklı, tüm değerli Türk halkı ellerinden geleni fazlası ile yaparak, kendilerini vatana bağlılıkları olarak kanıtladılar ve o zamanın şartlarında tüm muasır medeniyet seviyesindeki ülkeleri bile şaşkına çevirdi. Çünkü Osmanlının yokluk bıraktığı vatan toprağı yoktan kendine hiç görülmemiş bir azim sergileyerek yeni bir devlet kurdu.

O devlet bugün önemli gelişmeler kaydetse de çok eksiklikleri vardır. İnancım bu eksiklikler bir ulusun kaderini belirleyecek zeki olan Türk Halkının birbirlerini ayırt etmeden bir parti olarak oylarını bölüp diğerlerini ayrıştırma içine girmeden birleşip hep bir arada bir yumruk olarak dünyaya Cumhuriyeti yeniden taçlandırmak olacaktır.

Zekidir sözünü yerine getirin. Çalışkandır sözünü siz zaten çalışkanlığınızı kanıtlayarak görevinizi yapıyorsunuz ama o çalışkanlığınızı taçlandıracak bir lideri, ayrım yapmayan bir lideri; gözleri ışıldayan, konuştuğunda halkının kalbine sadece kendi taraftarları tarafından sevilmeyen, tüm ulusun bireyleri tarafından sevilen bir lideri gönlünüzün en güzel yerine yerleştirin. Size buradan söyleyeceğim, azim ve kararlılık yakında beklenen bir lideri size çıkaracaktır. Bu bekleme ömrün kısalığı yada uzunluğu ile değil inancınızın sizin korkularınızın yok oluşu ile ortaya çıkacaktır.

Asil Türk halkı yaşamınız, sizin ekonomik özgürlüğünüz ve tam bağımsızlığınız ile gerçekleşecek. Burada belirttiğim tam bağımsızlık, ülkenin anayasasında belirtildiği gibi yönetimsel tam bağımsızlık değil, burada belirttiğim sizlerin tam bağımsızlığıdır. Bu da şunu ifade etmekte sizin içsel huzur ve yaşama bağlılığınızı bir kısıtlama olmadan huzur içinde ömrümüzün yettiği zaman diliminde özgür ve başınız dik olarak ekonomik özgürlüğünüzü kazanmanız ve alın terinizin tam karşılığını almanızdır.

Bu isteğim çok yakında gerçekleşecek. Çünkü benim isteğimi gerçekleştirmek, sizin üstün azim ve çalışma ruhunda gizli bir hazine olarak beyinlerinizde bulunmakta. Eğer ki gerçekleşmese ise bunu canınız pahasına kazanın. Gerçekleştirmek için de elinizden geleni yapın.

Madem değerli asil Türk ulusu değişim zamanı geldi ve çattı bu değişime sizin aklınız dünyanın değişimi olarak yerini üstün bir medeni dünyada parlayan yıldızın sönünceye kadar ki ışığı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni ve sizleri sonsuza kadar aydınlatacaktır.

Mutlu olmak; vatanı, devleti ve tüm evreni sevmek, sizin aydınlık yarınlara yürüyeceğiniz yolu sönmeyen bir ışık olarak tamamı ile parlatacak.

Varlığınız ve inancınız azminiz ve üstün çalışma ruhunuz sizi bu yeni düzende Türkiye Cumhuriyeti’ni alışılmışın dışında beklenen mucizenin zaten 100 yıl önce bir liderin gelişi gibi sizi onun ışığı altında daima koruyacak.

Değerli Türk halkı son zamanlarda görüyorum ki hem dünyada hem de eşsiz bu vatan topraklarında yaşayan insanlar inançları için sorgulanmakta, oysa inanç sorgulanması sadece ve sadece MUTLAK varlık olan Yaratan tarafından sorgulanır.
Bizin inancımız özgür, hür bir inançtır. Vatanın inancı camilerimizden yükselen ezan sesi ile huzur veren Müslümanlıktır, ancak insan ruhu Tanrı’nın bir armağanı ve ruhu vücut verdiği şekilde var olduğu sürece kendi inancını, hür şekilde seçme hakkını ona verir. Dinde zorlama asla ve asla olmayacaktır. Bunu zaten sizler çok iyi bilmektesiniz. Cumhuriyetin kuruluş temeli din ve devlet işlerinizin birbirinden ayırır bunun tersi asla olmayacak bir kabul edilmiş kanundur. Bu kanunu değiştirecek hiçbir güç asla olmayacaktır.

Elinizi semaya kaldırdığınızda inancınız ruhunuzda zaten sizi insan yapan en önemli olgudur.

Dua ve ibadethaneler sizin huzur bulduğunuz yerlerdir. Iraklara giderken kendinizi ifşa etmeyin, çünkü din Allah ile kul arasındadır.

Bir ulusu bilgisiz hale getirmek, onu sadece dine yönlendirip, başka unsurları yok etmek anlamına gelir ki bu çok büyük bir yanlıştır. Din insan ruhunu tamamlayıcı bir özellik olarak huzuru sağlar, o huzurda ona çalışma azmini…

Bugün bu söylemim benim hür iradem ile yaşadığım topraklarda bir gün yankı bulacak, çünkü varlığınız sizi çalışıp, kendi özgürlüğünüzü haykırarak ve isteklerinizi korkusuzca belirttiğiniz zaman gerçekleşecektir.

Vatanın her yanı cennettir ancak o cenneti var oluş için bu dünyada yaşamsal olgular için cennete çevirmek yine insana düşer ki onu gerçekleştirecek olan beklenen liderdir.

O lider ki 100 yıl önce size bir yemin ettirdi. O lider ki ülkede yaşayan tüm bireylere kalbinin aynasını açtırdı. O lider ki halkı ona asla kötü söz ya da küfretmedi, işte bu ne demek biliyor musunuz? Liderlik vasfının kullanan kişinin kelimeleri halka hitap ederken dudaklarından çıkanların asil oluşunun sebebi.

Asil bir millet, asil olanı hak eder. Asil bir millet kötü sözü değil, iyi sözü hak eder. Asil bir lider halkına ondan olmayan için asla küfrü ve yanlışı söylemez. Asil bir lider ondan olmayanı bile yanına çekmek için varlığını canı pahasına halkının tüm bireylerini yanına çekmek için kullanır.

Değerli Türk halkı etrafına baktığınızda alım gücünün sizi birikim mi yaptırıyor, yoksa borçlandırıp sizi yaşamda üzecek duruma mı getiriyor buna bakmanız gerekiyor.

Siz bu dünyaya yaşamı hakkı ile ve en güzeli çalışıp kazanıp ve doğru zevki almak için geldiniz oysa sıkıntı çekmek için değil.

Eğer karın doyurmak için geldi iseniz ben çok üzülürüm ve dünyayı yıkıp, yeniden yaratmak gerekir ki insan oğlu bu dünyaya sadece karın doyurup ibadet etmek için gelmedi.

İbadetini yapıp özgürce yaşamak için geldi.

Değerli Türk ulusu sizler bir zamanlar az zamanda çok işler başardık diyen bir liderin evlatlarısınız ve bunun gururunu yaşadınız ama aradan 100 yıl geçti. Görüyorum ki o az zamanda çok işer başarmanızın devamı olsa da bugün 100 yıl içinde az işler başarmışınız. O zamanın ilerleyişi tamamı ile devam etseydi dünya devletleri arasında tek süper güç Türkiye Cumhuriyeti olurdu ve kimseye medet etmezdi.

Yine de benim inancım bunun sizin üstün azminiz ve aklınız ile gerçekleşecek olması.

Bir medeniyet içinde barındırdığı ülkeler ve onların vatandaşlarının üstün aklı ile muhasır medeniyet seviyesine erişir. Ve bunun gerçekleşmesi için en büyük etken eğitimdir.

Üzülerek belirtirken eğitim eksikliğinin derhal tamamlanması gerekiyor. Eğitim eksikliğinin denetim mekanizması ile tamamlayıcı özelliği derhal yürürlüğe girmeli, yoksa bilimsel çalışmaların üniversitede yapısal olarak eksikliği gençler üzerinde büyük bir travmaya yol açacak.

Zeki bir ulusun değerli halkı sizler neden en iyi olanı hak ediyorsunuz biliyor musunuz? Hak ediş zaten size doğuştan verildi ama bu hak edişi sizlere verecek bir lider uzun zamandır bu cennet vatanın başına gelenleri üzüntü ile izliyor. Kişilik ve vasıf sadece koltuğa yerleşip, gücü elinde bulundurmak ile olmaz. O koltuğa oturup senden olmayana benden değilsin demek ile olmaz. Eğer öyle derse vatan toprağı içinde yaşadığı diğer fikir ayrılığı olan insanı kabul etmemiş olur ki oda söylemi yapanın kabulünü yok sayar.

Şimdi söylemi yapan eğer bir ülkeyi yönetiyorsa onun amacı her kesimi kucaklamak, kendi fikirleri dışında olana bile uzun tartışma ile fikir birliğini sağlamak olacaktır.

Değerli Türk halkı benim buradan söylemim, bazı kişilere farklı ya da benim varlığımın soruşturulması anlamına gelir ki onu düşünenler yine büyük bir yanılgı içine düşerler.

Kitaplar içinde yazanın bunu düşünenlere bir tavsiye niteliğinde söyleyeceğim, kitapların benim beynimde kelime hazneme zaten yerleştirilmiş olması.

Benim naçizane vücudum yok olduğu zaman ruhum yok olup gitmedi. Bir başka vücut ile şu anda sizlere seslenmiş olman benim varlığımı sizlere nasıl kanıtlayacak? İşte orası öyle bir mucize ile gelecek ki insanın yaratıcısı Yüce Allah’ın varlığı kabul olacak. Buradaki kabul size yadım edecek olanı, size doğruyu sevgi yolunda gösterecek olanı orta çıkarması olacak.

Dünya sanayi devrimini çoktan tamamladı ancak bir ulusun fabrika sayısının çokluğu o ulusun üstün derecede üretimi, dünyaya ihraç derecesinde gösterir ki devletin görevi bütün sanayici iş adamlarını yanına alarak, günlerce süren toplantılar neticesinde her ile vatan toprağının her iline bir değil onlarca fabrika kurarak iş gücünü sağlamaktan geçer.

Şimdi değerli Türk halkı, sanayileşme sadece bir bölgede toplanırsa o bölgeye göç önlenmez bir duruma gelir ve kırsal denen yurdumun güzel topraklarında oturan insanlarda her şeyini toparlayıp iş aramak için büyük şehirlere göç etmek zorunda kalırlar. Oysaki hür iradeleri her şehre gidişlerini yasaklamaz ama o gidişleri o şehrin kapasitesini aşarsa işte o büyük şehirlerde önüne geçilemez sorunların önüne geçilemez.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her şehrine bir değil birkaç fabrika yapıp, üretime katkıyı sağlamak ve bilinen fabrikalar dışında da bilenmeyeninde üretip iş gücü sağlamak, hem devleti yönetenlerin hem de iş adamların görevi olmak zorundadır.

Yollar varsa o yollardan geçip gidecek insanların alım gücü, kendi yaşam formlarını düzenleyecek ve onları mutlu edecek düzeyde olmalı. Binalar varsa, o binalara alım gücünü tüm ulusa gerektiği gibi dağıtıp sadece doğal felaketleri beklemeden vatan toprağındaki birçok alana yeni ekolojik şehirler kurup insanları oralara yerleştirip iş imkânı sağlamak gerekiyor.

Doğunun incisi dediğiniz, insanları mükemmel olan bir şehir var: ismi Kars. Bir yılım orada geçti ama çok üzülerek söylüyorum ki, galiba kulaklarınız sağır, oradaki insanlar neden şikayet ediyor biliyor musunuz? Onların hayali televizyonlarından izlediği bir İsviçre köyünde olan güzellik anlayışını hayvancılık alanında üretim anlayışını o topraklara bizi yönetenler neden getirmiyor demeleri.

Eğer bir milletvekili bulunduğu ile sadece zengin olduğu için seçimden seçime gidip boy gösteriyorsa bırakın milletvekili olmayı insan olmayı hak etmiyor.

Hayal gücünüzde mi yok, yoksa zaten bu dünyada yaşamanıza gerek yok.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkesinde bir şehirde inek kaybolmuştur, bulanların sahibine başvurması deniyorsa, işte ülkeyi yönetenler öküze bakar gibi trene bakmayı hak ediyorlar.

Yollar insanları birbirine bağlayacaksa o yolların bağladığı şehirler de dünyanın modern ülkelerinde olduğu gibi masalımsı bir şehir düzenlemesi gibi olmalı.

Ey bu cennet vatanın meclisine seçilmiş ve para alan milletvekilleri; hiç mi Medeniyetin beşiği modern ülkelere gitmediniz? Gayet iyi gittiniz ,benle aynı uçağa binip gittiniz. Ne gördünüz, gördüğünüz bu cennet vatanda yapmayacaksanız, derhal yemin ettiğiniz o meclis çatısı altından istifa ediniz.

Çünkü bugün bu ülkede hala çamurlu yollar var ise kurduğunuz yüksek binalar işe yaramıyor. Bugün hala gözleriniz görmüyorsa, açlık sınırı içinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız varsa, ki var, sizlerin görevi nedir diye size soruyorum? Yatıp kalkıp seçimlerde 50 + 1 oy almayı düşünüyorsanız zaten siz gözleri kör, kulakları işitmez, söylemleriniz de yalan söyleyen politikacılarsınız.

Eğer yönetimsel politika anlayışı ve eğitiminizi insanın değerleri üzerine almadıysanız, sizin siyaset bilimi değil hiçbir şey okumanıza gerek yok.

Eğer dünyada değerli olan asil Türk halkı, bugün kızdığınız Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip en ücra köşesindeki yerleşim birimlerini ve yapısal olarak mimari anlayışı ve kasaba yönetimini görselerdi, zaten bu vatan topraklarını kalıcı olarak terk edip giderlerdi.

Tabi ki her milletin bir kültürü ve her milletin bir yaşam tarzı var ama o yaşam tarzını sürdürürken de artık zaman nasıl Japonya’nın modern ve ileri teknoloji ile kuşatılıp bütün köylerinin aynı efsane yaşam düzeni ve görseli mimariye taşıması altında binlerce yıllık kültürünü sürdürmesi bunun gerçek kanıtı olarak ortaya çıkıyor.

Bırakın Japonya’yı, Almanya da herhangi bir köye yada kasabaya gittiniz mi ve şehircilik anlayışını, estetiği gördünüz mü? Gördüyseniz size şunu söylerim, İstanbul dünyanın en güzel şehri ama sizin İstanbul anlayışınız seçimlerde İstanbul’u kim kazanırsa onun iktidar olmasından geçiyor.

Değerli Türk halkı değişim zamanı yaklaşmakta, artık dünya yeni bir düzene istem dışı değil, değerli insanların istedikleri bir yaşam düzeyini yaşamaları için önlerinde açılacak ufku beklemekte.

Benim buradan sizlere bir resim ile koymak istediğim bir görsel vardı. Hala oy peşine düşmüş siyasiler ülkenizde çöpten yemek toplayan ve yemek arayışında olan değerli insanlar var ise çok üzgünüm görevinizi iyi yapmıyorsunuz ve sizin görevinizi yaptıracak yanınızda çalıştırdığınız bürokratlarda sadece ve sadece ceplerini doldurmak ile meşgul.

Ülkeyi yönetenler yapacağınız tek bir iş var; o da Türk parasının değerine değer katıp, bankaları da memnun etmek. Çünkü değer kazanan Türk parasının dünya borsalarındaki işlemleri hem kazancın sermayeye katkısını ve de ülkeye olan zenginliği dünyada dolar yerine Türk parasını işleme sokacaktır. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu ülkenin zenginliğinin ve hükümlüğünün dünyaya hüküm vermesi.

Bir örnek Büyük İngiltere Krallığı; evet güneşi görmeyen ülke olarak adlandırılsa da para birimi şu anda Türk Parasının değerinin kat kat üstünde. Çünkü onlar sanayi devrimin yıllar önce gerçekleştirip ülke ekonomilerini para birimlerini de uluslararası borsalarda hiçbir zaman değer kaybetmeyecek şekilde ekonomilerinde planlamayı sistemsel özellik üzerine birçok alternatif üzerine kurmuşlardır.

Bunun dışında dünya borsalarında İngiltere’nin kuzey buz denizindeki petrol istetmelerinin de hala büyük değer kazanması para birimine dünyada hüküm sürmesini sağlamakta.

Ayrıca İngiltere’deki altın rezervlerinin borsa ve uluslararası işlem görmesindeki Türkiye’de olan sistem dışı alım satım özelliği yine parasına değer katmakta. Zamanın Osmanlı imparatorluğu’nun fetih yaptığı topraklar da zevki sefa yapması, sömürgecilik anlamında değil ama aklını yönetimsel anlamda kullanmaması, işte geçmişin hatasını övücü Osmanlı değeri değil, kalıcı yok edici değerin bu gün ki ekonomik duruma vurgusu ile özetleyebiliriz.

İngiliz milletler topluluğu bir nükleer güç durumundadır.

Ayrıca yıllarca kömür madenleri onlara kalkınma alanında büyük fayda ve ekonomilerine büyük ölçüde fayda sağladı. Bu faydayı ağlarken size şunu söylemek isterim değerli Türk halkı, onların sendika ve hak iş anlayışları tam bir özgürlük içinde grev ve iş durdurma özellikleri de anayasalarında onlara yani çalışan işçi kesimine büyük haklar vermektedir.

İngiltere de işçi ülkenin daima efendisi olduğu gibi İşçi partisi de ülkelerinin sarsılmaz bir partisel kurumudur.

Bizde de bir zamanlar Yüce Atatürk’ün söylediği gibi çiftçi milletin efendisidir.

Bakıyorum ki çiftçi milletin efendisi ise bugün çiftçinin topraktan ürettiği alın teri mahsulü ona değerinden az para kazandırıp markete gelene kadar alın teri ile kazanç sağlamayanların cebini dolduruyorsa, zaten sistemsel olarak büyük bir yanlışlık var demektir.

Ey ekonomiyi yönetenler, para politikalarını ne şekilde ele alıp, ne şekilde hala Türk parasının değerine değer katmıyorsunuz, bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

Devleti yöneten değerli Büyükler diyorum, çünkü bende sizden daha büyük olduğum halde size değerli büyük sıfatını vermem, size olan saygımdandır. Burada ne anlarsınız o da sizin bileceğiniz bir anlamsal özellik.

Artık şunu söyleyebilirim ki, bir ulusun kaderini gençler belirler ve o gençlerin okuduğu üniversitelerinde tam anlamı ile bağımsız, özgür ve kendi iç yapısında kanunlar çerçevesinde devlete karşı gelmemek koşulu ile özgür olması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nde YÖK kanunu yapıldı ancak bu kanunda büyük yanlışlıklar var. Çünkü üniversiteler özgür iradeleri ile tam olarak eğitim verdiği öğrencilerine bilimi, ilimi ve evrensel anlayışı sunmak zorundalar.

Ve bu sunuşa her gelen yeni yönetim kendi anlayışını ısrarla yaptırırsa, sonuç felaket olmaktan başka bir şey olmayacak ve o öğretim kurumları devletin maşası haline gelecektir.

Medeni ülkelerde ki üniversite kanunlarını incelediniz mi? Eğer incelediyseniz ona göre bir davranış sergilemeniz gerekir. Çünkü bir üniversiteye rektör ataması yapılacaksa, o bağımsız kuruluş eğitim yuvasının kendi hür irade ile seçimi sonucunda, bu atama yine de devlet ile istişareler sonucunda yapılır. Yapılmaz ise işte sonuç üniversite statüsünü devletin kendi himayesine sokmak o da diktatörlüğün bir başka anlayışını ortaya çıkarır.

Onun için bir üniversitede okuyan değerli ana baba evladı çocukları, cinsel kimliği ile suçlamak hiçbir medeni ülkede olmayan bir durum dur ki onlara terörist demek ise de hiçbir devlet adamına yakışmayacak bir durumdur.

Madem terörist iseler neden bulundukları o üniversiteye kabulleri oldu. Şu bir gerçek, asla sizden olmayan ya da sizin fikirlerinizi benimsemeyen  değerli Türk halkına hakaret etmeyin. Çünkü o çocuklar bir başka ülkede kimlikleri ile eğitim alıp doktor bilim adamı hatta ve hatta ülkeyi yöneten başbakan oluyorsa ki ve Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanı da bir NATO toplantısı sonucu bir davete eşi ile katılıp Lüksemburg başbakanının kendisi ve kocasının da eşcinsel oluşunu bilip onların elini sıkıp aynı davete katılıyorsa, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki belki de gelecekte ülke yönetimine katlı sağlayacak bu değerli çocuklara sapkın demek onlara ve bakanlarına hiç yakışmıyor.

O zaman nasıl Davos’a bir daha gitmeme kararı aldı iseniz, NATO toplantılarına da gelecekte katılmayınız. İşte bu sizin insana verdiğiniz değerin ölçüsünü, vicdanınızda yargılamanıza büyük katkı sağlayacaktır.

Üzüldüğün bir başka konuda değerli Türk halkı, benim bildiğim ve Yüce Atatürk’ün bağımsız gazetecilik ve medyaya anlayışını armağan ettiği ve bu mesleği korkusuz be bağımsızca yapmaya yemin eden değerli medya mensuplarının bütün bu gerçekleri bilip de ortaya çıkarması değil, yeri ve zamanı gelince devleti yönetenlere sormaması.

Doğrular daima gerçeği yansıtır, yalan ise kanıtlaması zaten ortada olan bir olgudur onun için benim bu söylemlerim  Türkiye Cumhuriyetinde bir aklı selim kişinin politika mı, yoksa kendi çıkarlarını daima koltuk sevdasına koyup inandığı yolda savaş verdiği değerleri bir yere  oturtup hak etiğini halkı ile paylaşmasından geçmesi gerektiğinin en büyük kanıtıdır ve bu kanıt onun insan olması gerektiğin de politikacı olmasından önce inandığı değer yargılarına başkalarını muhasebe edeceği ne kendisini önce muhasebe etmesi gerektiğinin de en büyük kanıtıdır.

Adam olmak taşıdığı cinsel kimliği ile değil, adam olmak taşıdığı değer yargıları ile yaptığı işte saklı kalan bir insanlık onurudur.

Sizlere saygılarını sunarak anayasanın bana sunduğu ve hakaret olmayan bu yazdıklarımda özgür iradem ile söylemlerimi bir vatandaş olarak dile getirmemden geçer.

Umarım benim sesimi bir politikacı değil, benim sesimi beni anlayacak gerçek bir insan duyar ve karşıma çıkar. Çünkü ben kimsenin karşısına çıkıp bir şey dileyecek değilim. Eğer Türkiye CUMHUTİYETİ bunları duyup da hala yerim yurdum belli, bana gereken değeri vermiyorsa zaten onlar benim gözümde ne ülkeyi yönetenler ne de gerçek politikacılar.

Saygılar Sunarım

ALLAH SADECE MÜSLÜMANLARIN YANINDA DEĞİL YARATTIĞI TÜM GÜZEL KALPLİ İNSANLARIN YANINDADIR.

Okunma 9984 kez Son Düzenlenme Cumartesi, 06 Şubat 2021 14:43

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.