İNSANLIĞIN EVRENE BAKIŞ ANLAYIŞI

//İNSANLIĞIN EVRENE BAKIŞ ANLAYIŞI

İNSANLIĞIN EVRENE BAKIŞ ANLAYIŞI

İnsanlık açısından bakıldığında ahlak diğer alanlardan biraz farklı bir içerik taşımaktadır. Her ne kadar felsefe de insan edimlerine kurallar koymaya çalışsa da onlardan farklı olarak temek kavramları da araştırır. Bu açıdan bakıldığında iyi-kötü davranış, özgürlük, istenç (irade), vicdan, sorumluluk, haz, ödev, erdem, genel ahlak yasası, ahlaki eylem, ahlaki karar gibi kavramların içeriği doldurulmaya çalışılır.

Ahlak öncelikle davranışları iyi ve kötü ayırmaya çalışmaktır. Her ne kadar toplumun çoğunluğunca olumlu olarak karşılanan davranışlara iyi diğerlerine de kötü dense de iyi-kötü her zaman ve bakış açısına göre değişebilmektedir. Kaldı ki insan davranışlarının iyi-kötü değerlendirmesinin yapılması da tek başına yeterli olmamaktadır. Bir davranışın ahlakın konusu içine girebilmesi için bireyin farklı davranışlardan birini seçme özgürlüğünün olması gerekmektedir. Bu seçme özgürlüğüdür ki bir davranışı ahlakın konusu içine almaktadır. Seçme özgürlüğünün ve istencinin olmadığı bir davranış için bireyi iyi-kötü diye nitelemek doğru olmayacaktır. Tıpkı hayvanların davranışlarının iyi-kötü diye nitelendirilemeyeceği gibi.

Ahlaki kavramlar insan edimleri üzerine değerlendirileceği içindir ki; insan davranışlarının psikoloji bilimi açısından ele alınmasında yarar vardır. İnsan hayatının en önemli meselesi olan hayır ve şer, diğer ifadeyle doğru ve yanlış kavramlarının incelenmesi insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanın erdeme ulaşması fikri, eski çağlardan günümüze kadar irdelenmiş bir konudur. Erdeme ulaşma isteği beraberinde insan hayatına da belli düzenlemeler getirmiştir. Sonuç olarak insanın yapması gerekenler veya yapmaması gerekenler, kısacası doğru ve yanlışlar ortaya çıkmıştır. Merkezinde doğru ve yanlışların ne olduğu ifade edilen sistemler kurularak insanın erdeme ulaşma problemi çözülmeye çalışılmış, fakat temeldeki bazı eksik anlayışlardan dolayı bu problem asrımıza kadar çözülememiştir. Çözülemediğinin en büyük delili ise 20. yüzyıl insanlarının içinde bulunduğu ahlak çıkmazıdır. Bu problemin en büyük nedeni, doğru ve yanlış kavramlarının toplumlar arasında hatta insanlar arasında dahi değişiklik göstermesidir. Modern psikolojiye göre mutlak doğru kavramı teolojik bir ifade olup gerçek hayatta geçerli değildir. Mutlak doğrular yerine esneklik gösterebilen rölatif doğrular vardır. Bilim de bu rölatif doğrular üzerine kurulmuştur. Doğruların değişken, rölatif olduğu bu sistemde netice olarak ahlak kavramı da kısmen keyfileşmiştir. Objektif olarak geçerli olabilecek bazı temel doğrulardan bahsedilebileceği ifade edilse de, bu doğrularda da insiyatifin insan elinde olması, kısacası kuralları koyanın da uygulayanın da insan olması, yani mermer ve heykeltıraşın bir olması uygulamadaki keyfilikleri arttırmıştır. Sistemin merkezinde insan vardır; çünkü modern psikoloji otoriter ahlak anlayışına şiddetle karşı çıkmaktadır. İnsanlık, bir güç otorite tarafından hazırlanan sistemlere tabi olmanın olumsuz sonuçlarını Rönesans ve reform öncesinde görerek anlamış, otorite tarafından hazırlanan kuralların yanlış olduğunu görmüş ve oluşturacağı ahlak sisteminin merkezine insanı yerleştirerek, her şeyi, insanın mutluluğunu, huzurunu ve güçlerini geliştirerek mükemmel olmasını sağlayacak şekilde düzenleme gayretine girmiştir. Hümanist ahlak anlayışı olarak kabul edilen bu sistemde insan için iyi olan iyi, kötü olan ise kötüdür. Dolayısıyla doğru ve yanlışların tespit edilebilmesi için, öncelikle insanın ne olduğu sorusuna cevap verilmelidir. Biz insanoğlu kendimizin kim olduğunu nasıl yaratıldığımızı beynimizi kullanmamızı ve kalbimizi sevgiye doğrultmamız gerektiğini biliyor muyuz acaba? Tüm evrenin yaratıcısı yüce ALLAH kavramını ne kadar anlıyoruz? İnsanoğlunun inandığı dinler yâda inanmak istedikleri bizi yaşama ne kadar bağlıyor işte bütün bunların cevabını hep birlikte bir düşünelim. Her kez birbirleri hakkında atıp tutuyor kimse kimseyi tanımadan karşılıklı birbirleri hakkında söylenmeyecek sözler sarf ediyorlar. Neden? Evet, bu beş harften oluşan kelimenin cevabı acaba Ben kavramımı. Oysaki

Ben EREZ EGILMEZ ‘’Biz’’ kavramını seviyorum bence sizde sevin çünkü Ben demek yeri gelince insanı yalnızlığa itebilir. Ama BİZ demek inanın sizi başarıya götürebileceği için egolarınızdan da kurtulmanın en güzel unsurudur. Bu arada da BİZ kavramını seçerseniz belki başkalarına çamur atmaktansa o başkalarının bulunduğu ortamda sizde olduğunuzdan dolayı ahlaki anlamda konumunuzu bilirsiniz.

Bir başka önemli husus ise şudur: İnsanın kemali denge ve teadülünde saklıdır, yâni yapısında mevcut bulunan onca yetenekler arasında meydana getireceği dengedir onun kemali. Kamil insan, yapısındaki onca yeteneklerden yalnızca birine eğilim göstermez, diğer yeteneklerini ihmal edip herhangi bir yeteneğine önem vererek yalnızca onu geliştirmez, kâmil insan bütün yeteneklerini gereğince kullanıp onları uyumlu ve dengeli bir şekilde geliştiren insandır. Uyum diyoruz; çünkü insanın kemale erebilmek için bütün yeteneklerini kullanması ve bunların hepsini geliştirmesi yetmez; bu kullanım ve geliştirimin uyumlu olması da şarttır.

Kaç kişi gerçekten ben kimim sorusunu kendine sorup tevazu göstererek bunun cevabını aynaya kendi yüzüne bakıp cevaplayabilir? Eğer bu sorunun ve soruların cevabını biliyorsanız İNSANLIĞIN EVRENE BAKIŞ ANLAYIŞI kavramını beyinlerinize ve kalplerinize kendi renklerinizle yazmış olursunuz.

Sevgi ve Saygılarımla Bütün Renklere Şükranlarımla

EREZ EGILMEZ

2017-11-06T12:23:03+00:00