GÖREBİLDİĞİN KADAR

//GÖREBİLDİĞİN KADAR

GÖREBİLDİĞİN KADAR

Karanlık çöktüğünde mi, aydınlık parladığında mı, ya da yalnızlık kalbini avuçladığında mı? Hissedebiliyorsun kimin kim olduğunu. Görebiliyor musun kendini? Üstüne bürünmüş o giysilerin olmadan ya da istemediğin ama bürünebildiğin o kimliye.

Sanmıyorum sende içindeki ve beklide kalbinle birlikte beynini de kemiren o anlamsız duygulara yenilişini anlamıyorsundur. Soluduğun havayı hissedebiliyor musun? Boşluğa baktığında onu görebiliyor musun? Her gün inancın uğruna yaptığın ama yapmak istemediklerin oluyor mu? Ya da ağlamak istediğin ama ağlayamadığın içine gömdüğün o duygularla yaşamak sana günü bitirip de evine geldiğinde ne hissettiriyor?

Herkes hayatın roman olduğunu düşünür. Doğru! Her hayat hikâyesi yazılabilinir ama kaçı okumaya değerdir? Sadece kendi acılarını büyük zannedersin, kendi yaşadıklarının muhteşemliğine takılı kalmıştır aklın.

Her zalimin bir zulmü olabilir ama her zulmün arkasında, kendini zalim sanmayan biri bulunur. Yaptıklarının sonucunu bilemesin. Bazen söylediğin bir söz, bazen tekbir hareketinle, başka birinin hayatını etkilersin. Ancak aklında tutman gereken, tutman gerekeni görebilmendir.

Doğrular ve yanlışlarla dolu bir dünyada gerçekleri kim doğru kılar, ben inandığım yolda yürürken önüme çıkan engelleri kim benimle birlikte yok etmeye çalışır? Ben karşı kaldırımda yürürken sen yanımda olabilecek misin?

Geleceği benle düşünebilecek misin? Bütün bu soruların cevabını hiç düşünmeden verebiliyorsan bende senin yanında aynı kaldırımda yürüyor olacağım şimdi ya da zamanı geldiğinde.

Ey insanoğlu gördüğüm kadar büyük, göremediğim kadar küçüksün bazen. Kendi evinde ne kadar dev olsan da, sonsuz evrende bir o kadar bücürsün. Bildiğin cümleleri hayatına geçiremediysen, rafta duran bir kitap kadar değersizsin.

Herkes sevgiye kendi sokağından bakar orada yaşatıp büyütmek ister oysa o sevginin de o sokaktan kendini dışarı atması gerekir şehirde özgürce gezinmesi belki başka diyarlara göçmesi ya da sokağını kendi tercih etmesi.

Bütün bunlar insanın aradığını bulamadığında mı yoksa bulup da kıymetini bilemediğinde mi ortaya çıkar onu sizlere soruyorum.

Yeri gelmişken bir şeyi daha öğrenmek isterim ne uğruna gülümsüyor ne için seviyorsunuz kim size dur dedirtebiliyor duygularınızı. Hata yaptığınızda ya da size hata yapıldığında gururunuz size engel mi yoksa korkularınız mı? Düşündünüz mü yılların ne kadarda çabuk akıp gittiğini ve ne kadar çabuk saçımıza ak düştüğünü? Bu kara toprağın altında ne kadar çok sevdiğimizin yattığını, söylenemeyen bir sözden önce gittiklerini. Dün daha ona gülümserken bugün ne oldu da o şimdi çok uzaklarda? Ne değişti sorarım sizlere. İşte bunlar cevabını bilip de yapamadıklarınız sanırım belki de benimde yapamadıklarım insanız ya bürünmüşüz onlarca hatta yüzlerce duyguya, duygu seli olmuş derken yüreklerimiz bir bakmışız ki akmaz olmuş akarsular, gökyüzü kızıla bürünmüş, yağmur bile zamanında yağmaz olmuş beyaza bürünürken bir zamanlar yağan karın güzelliğiyle bu şehir şimdi grimsi bir hal almış.

Unutma duyabildiğin zaman, hissedebildiğin an ve GÖREBİLDİĞİN KADAR VARSIN.

Umarım sonsuza kadar duyabilir, hissedebilir ve görebilirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla mutlu yarınlara

Erez EĞİLMEZ

2017-11-06T12:31:58+00:00